Eğitim denince bir çoğumuzun aklına yalnızca akademik başarı gelir.Derslerinde başarılı olan, tüm derslerinden 5 üzerinden 5 alan çocuk iyi bir eğitim alıyor diye düşünülür.Oysa, eğitim okulla mı sınırlıdır sadece?Veli toplantılarında, anne babaların göğsünü kabartacak notların alındığını duymak yeterli midir acaba?
Gerçekte eğitim daha çocuğun doğumuyla başlayan bir süreçtir.O yazılmaya hazır boş bir sayfa gibidir.İlerleyen yıllar içinde çocuğunuzda gözlemlediğiniz hemen hemen her davranış ve her alışkanlık sizin bir çeşit yansımanız olacaktır.Sürekli reddedilen bir çocuğun hırçınlaşması gibi her istediği yapılan bir çocuğun doyumsuz olması da kaçınılmaz olacaktır.Bu da, ilk karşılaştığı sosyal çevre olan okulda uyumsuzluklar ve başarısızlıkları beraberinde getirebilir.Konuya bu şekilde bakınca, ailenin okul çağına kadar olan eğitim sürecinde ne kadar aktif olması gerektiği de anlaşılıyor.Doğru davranışlar minik ödüllerle desteklenirken, yanlışlar da bazen görmezden gelinerek, bazen de küçük cezalarla engellenmelidir.Çoğu zaman, bu önemli süreç bir uzman desteğiyle daha başarılı atlatılabilir.
Çocuğun okul başarısından daha önemlisi öncelikle huzurlu bir aile içinde bulunmasıdır.Evde sürekli tenkit edilen, eleştirilen çocuklar da çok zaman, ‘nasılsa başarılı olsam da olmasam da beğenilmeyecek’ düşüncesiyle derslerden uzaklaşabiliyorlar.Burada ailenin ne çok kayıtsız ne de çok eleştirici bir tavır geliştirmemesi gerekiyor.
Çocuklarından mükemmel sonuçlar bekleyen ailelerde de, öğrenci yanlış yapmamak için hiçbir şey yapmamayı seçebiliyor.Çünkü o kadar başaramayacağına inanıyor ki başarmayı denese bile başarısız olabiliyor.Burada notlardan, sınavlardan daha önemlisi çocuklarımızın sağlıklı bir ruh haline sahip, ahlaki değerleri almış ve iyi yetişmiş gençler olduklarını görmektir.Tüm bu anlattıklarımızdan öğretimin ikinci planda olduğu fikri edinilmemelidir.Burada velilere düşen, çocuğun kişisel eğitimini tamamlayıp, ayakları üzerinde durabilen, ne istediğini bilen ve sorumluluklarının ayrımına varmış bir genç yetiştirmektir.
Aslında konuya biraz daha geniş bakılmalı.Eğitim ve Öğretim sistemimizin gerektirdiği ve iyi bir kariyer, iyi bir iş edinmenin birinci koşulu olan bir takım sınavlarımız var.Evet olmazsa olmaz bu sınavlar birinci yılda olmazsa ne olur?Ya ikinci yılda?Asıl soru bu.
İnsan hayatının ortalama 70 yıl olduğu ve bundan sonra ki yaklaşık 50 yılın, 18 yaşında yapılan bir seçime ve girilen bir sınava bağlı olduğu düşünülürse, öğrencinin bundan sonraki hayatını sevdiği bir mesleği yapması için harcayacağı bir, iki , üç beş senelerin çok da önemli olmadığı görülür.





